22 Şub Kardeş Kıskançlığı
Kardeş İlişkileri Duygusal Yaşamın En Önemli Kaynağı
Kardeşlerle kurulan ilişki belki de hayatımızdaki en önemli ilişkilerden birisidir. Türk toplumunda aileler tek çocuk yerine çok çocuklu aile olmayı tercih ederler. “ Kardeşi olsun, tek büyümesin, paylaşmayı öğrensin, yalnız kalmasın, evde bir oyun arkadaşı olsun” diye düşünülür. Nitekim ki kardeşle kurulan bağ hayat boyu sosyal destek sağlama yaşamın her yerinde bir diğer yarısının bulunduğunu bilme gibi olumlu nitelikleri geliştirir.
Kardeşler birbirine destek olur, model olur, olumlu duyguların gelişiminde ve paylaşımında ortaya çıkarıcılardır. Yaşları birbirine yakın da olsa uzak da olsa kardeş ilişkileri duygusal ilişkilerin öğrenimi, ilişkilerin organize edilmesi gibi yetenekleri kazandırır. Küçük yaşta edinilen bu kazanımlar çocuğun ileriki yaşlarındaki duygusal ilişkilerinin yönetimini destekler. Burada önemli nokta ailenin kardeşler arasındaki dengeyi kurabilmesidir. Kardeşler arasındaki olumlu ilişkilerin desteklenmesi, kıskançlık duygularının dikkatsizce davranışlarla alevlendirilmemesidir. Kardeşle kurulan bu önemli dostluk bağları, aralarındaki olumlu ilişki kişilik özelliklerinin oluşmasını sağlar. Kardeşiyle kurduğu ilişkisini büyüdükçe aile, akraba, arkadaş ve dış çevredeki hayatına yansıtır. Kardeşler her zaman rekabet ve çatışmalar içinde ale alınsa bile birbirine güven ve sevgi bağları ile bağlıdır.
Kardeş Kıskançlığı
Kıskançlık en doğal ve evrensel duygulardan birisidir. Kişinin gördüğü ve hissettiği sevgi ve şefkati başkasıyla paylaşamamasıdır esasında. Kardeş kıskançlığı temelinde güven eksikliğini barındıran çocuğun kardeşinin doğumuyla başlar. O güne kadar ailenin tek ilgi odağı olan çocuk bir kırılma yaşar ve bütün ilgi ve sevgiyi kaybedeceğine dair düşünceler geliştirir. Ve hemen her kardeşte olan doğal kıskançlık duygularıyla karşılaşır. Bu kıskançlığın yoğunluğu ve nedenleri çocuğun ebeveynlerinin aile ortamındaki tavır ve davranışları ile yakından ilgilidir. Kardeş kıskançlığı bazen annenin gebelik döneminde bile başlayabilir. Anne hamileliği sırasında hormonal değişimler ve fiziksel yorgunluk nedeniyle kardeş bekleyen diğer çocuğa yeterince ilgi gösteremeyebilir. Bu da çocuğun bu ilgisizliğin nedenini yeni doğacak kardeşine yöneltmesine ve kıskançlık duygularıyla karşılaşmasına sebep olur. Kardeş doğduktan sonra ise çevresindeki herkesin bebeğe karşı olan ilgisini çocukta geri plana itildiği, desteklenmediği hissi doğurur. Eğer anne ve baba yeni kardeş ve çocuk arasında olumlu ilişkiler ve uyum sağlarsa çocuk bu dönemi sorunsuz atlatabilir yeni kardeşine uyum sağlayabilir. Elbette kardeşler arasındaki tatlı rekabet olacaktır bu normal karşılanmalıdır. Fakat kıskançlığın çocukta ne yoğunlukta yaşandığı değerlendirilmelidir. Kardeşler arasındaki bu kıskançlık yaşam boyunca dalgalanmalar gösterebilir. Bu dalgalanmalar bazen olumlu kişisel gelişime destek veren bazıları ise reddedilerek bilinç dışına itilebilir.
Kıskançlık ile çocuk bazı sinyaller verebilir. Saldırgan biçimde davranmayı tercih edebilir. Kardeşine vurma, kardeşini ısırma sık rastlanan davranışlardır. Kardeş kıskançlığı nedeniyle çocukta görülebilecek emekleme, bebekçe konuşma, biberonla beslenmeye dönme, altını ıslatma v.b. kazanılmış davranışlarda gerileme belirtileri veya tırnak yeme, parmak emme, mastürbasyon gibi içe kapanarak doyumu kendisinde arama belirtileri çocuğun ruh sağlığını büyük ölçüde etkileyebilir.
Kardeş kıskançlığı sadece çocukluk yaşamında olmayıp insanın yaşamında en yoğun olarak yaşanan kıskançlık duygusudur. Bu duygu davranış bozukluğuna neden olabilecek boyutta yaşanırsa ileride başkalarına yönelik yeni kıskançlıkların doğmasına neden olabilir.
Psikolog Cemre Menteşe
No Comments